Diğer Sitelerimiz

25000 Veciz Söz

   Hikâye: Şeyh Bedreddin Yavaş-i Nakkaş el-Mevlevî şöyle rivayet etti: Ben Sultan Veled hazretlerinden işittim, demişti ki: Bahâ Veled’in mübarek el yazısıyla bir sayfada şöyle yazılıydı: “Belh’te, benim Celâleddin Muhammed hazretleri altı yaşındayken cuma günleri bizim evlerin damlarının üzerinde dolaşır ve daima Ku­ran okurdu. Belh’in büyüklerinin oğulları da her cuma hazır bulunur, onunla sohbet eder ve bağdaşırlar, namaz vaktine kadar onun yanında kalırlardı.

Bir gün onlann arasından bir çocuk ötekine ‘Gel de bu damdan öbür dama atla­yalım' der ve bunun için bahse tutuşurlar.

Mevlânâ hazretleri dudak altından gülümseyerek ‘Ey kardeşler! Bu türlü hareket­ken kediler, köpekler ve diğer canlılar yapar. Yüceltilmiş insanın böyle şeylerle uğraşması yazık olmaz mı? Eğer ruhani kuvvetiniz ve candan isteğiniz varsa, geliniz göklere uçalım ve Melekût âleminin menzillerini dolaşalım’ dedi ve hemen o an­da o topluluğun gözünden kaybolmaya başladı.

Çocuklar bu hal karşısında feryat edip çığlık kopardılar. Nihayet halk, o hali öğrendi. Biraz sonra Celâleddin’in rengi uçmuş, mübarek vücudunda bir değişme olduğu halde tekrar döndüğünü gördüler. Bütün çocuklar başlarını açtılar, yüzlerini onun ayağı toprağına sürüp mürit oldular. ‘Sizinle konuştuğum o anda yeşiller giy­miş bir topluluk beni sizin aranızdan aldı, feleklerin tabakaları ve göklerin burçları etrafında dolaştırdı, ruhlar âleminin görülmemiş şeylerini bana gösterdiler. Sizin çığlığınız kulağıma gelince beni yine buraya getirdiler’ diye buyurdu Mevlânâ da.”

Derler ki: Mevlânâ Celâleddin o yaşta, çok defa üç dört, bazen de yedi günde bir yemek yerdi.

Ariflerin Menkibeleri-Ahmet Eflaki



Hızlı Sayfa Navigasyonu



Etiketler